


kuyularımın derinlerine atılacak bedenim
geceye hasret kalacak karanlığım
kaybolacağım..
en papatya halindeyken gülüşümün
dudaklarımdan öpecek ölüm
bir türkü lekesi kalacak yanağımda
nefesim kesilecek..
bulundukça
yitireceğim seni..
ben kayboldukça
bulunacaksın..
naftalin kokacak yarınlarım
geçmiş susacak
sustukça kanayacak yaralarım..
aŞk içine
kaçacak..
içinden
çıkılmayacak
kaçılmayacak
bir yol..
sen aŞk dediğim
ölüm gibi ol..
Papatya
Bekle papatya
Bir çay demleyip geleyim
Sarı zaman başlamadan
Ne olur ölmeyeyim
Bekle papatya
Daha çok var bahara
Elinin bittiği yere kadar say
Parmakların olmasa da
Bekle papatya
Önce bir gökkuşağı getireyim
Üç renk olsun içinde
Ama mavi en üstte
Bekle papatya
Önce baharlar gelsin elime
Sonra açarsın sen
İstediğin yerde
Sevgisiz insan, bir gün şans eseri bir çiçek bahçesinde bulmuş kendini, bahçedeki çiçekleri hiç düşünmeden ilerlemiş bir süre.
Bir düzlüğün ortasında mola vermiş bir ara.
Etrafına bakmış bir süre, hiç bir çiçek bir şey ifade etmemiş ona. Sonradan yıkılan bir ağaç görmüş ve onun yanında bir papatya.
Papatya kendinden emin, o köşede yıkılan ağacın yanında çıkan rüzgara göğüs geriyormuş.
Papatya o kadar güzelmiş ki…Sevgisiz insan sevgiyi tanımış. Buna şaşırmış. Alışamamış, ne yapması gerektiğini bilememiş. Pek tabii
bildiğini sanmış… Papatyayı sevmiş, okşamış, rüzgar ona zarar vermesin diye araya girmiş oturmuş… Papatya bir süre tekrar dikleşmiş.
Papatyanın zarar görmesinden öylesine korkuyormuş ki, böylesi bir güzelliğin sonsuza dek sürmesini, o kadar çok istiyormuş ki…
Papatyanın, ellerine dokunduğu her an, onu hissettiği her an kendini dünyanın en mutlu insanı hissediyormuş… Sevgiyi öğrenen adam,
gerek papatyayı korumak için gerekse ona olan doyumsuzluğundan dolayı papatyayı koparmayı ve yanına almayı istemiş. Onu bu bahçeden
koparmak ona çok doğru gelmiş çünkü, onu yanında hep koruyabilecek, sevebilecekmiş.
Papatyayı hiç düşünmeden çekmiş, koparmaya çalışmış, papatya buna direnmiş,
direnmiş. Seven adam anlayamamış bu direnci, daha da güçle yüklenmiş papatyaya.
Aklı o zaman neredeymiş, kim bilir… Papatya gün geçtikçe solmuş, solmuş…
Adamın gölgesi onu öyle bir kapıyormuş ki, soluk almasını engelliyormuş. İşin garibi adam bunu görsede anlayamıyormuş, papatya soldukça üzerine daha çok titriyor, iyice kapıyormuş güneşini. Sevmeyi yanlış öğrenen adam, en sonunda dayanamamış ve papatyayı tüm gücüyle kendine çekmiş.
Tüm dünyaya ne mutlu.. Ve o salak adama ne mutlu ki, papatya herşeye rağmen
direnebilmiş gücü kalmasa da. Ama bu direniş o kadar büyük bir güç gerektirmiş ki, o herşeyden çok sevdiği papatya boynu bükük
kalmış… Seven adam işte o noktada her şeyi görmüş ve anlamış, yaptığının acısı ona öyle bir koymuş ki, sendeleyip yere düşmüş.
Hayatında tanımadığı acıyı çekmiş adam. Hayatta kendini ilk defa haksız, ilk defa bencil, ilk defa küçük hissetmiş. Ağlamak para etmezmiş, üzülmekte. Güneş de hemen fayda etmezmiş papatyaya. Sevmiş adam, bir çiçeğe nasıl davranması gerektiğini görmüş gözündeki perdeler kalkınca… Ağlayarak çiçeğin yanında durmuş, rüzgara karşı kendini siper etmiş yine ama çiçeği ne koparmaya çalışmış bir daha, ne de üzerinde gölge etmeye… Papatya, tekrar mutlu bir şekilde bütün asilliğiyle ve gücüyle dimdik
ayakta durana kadar bekleyecekmiş öylece, yakınında olacakmış çünkü, çiçeğin ona ihtiyacı olacağı bir zaman olursa o da o anda çiçeğinin,
papatyasının yanında olacakmış. Seven adam, papatya onu bir daha hiç sevmese bile, onu sonsuza dek sevecekmiş, çiçek isterse uzakta,
çiçek isterse yakında… Çünkü seven adam için değerli olan tek şey varmış, o da çayırda tek başına ayakta durmaya çalışan eşi benzeri
olmayan güzellikteki o tek papatya.
Gözler değil, sözler değil,
Söylenmeyendir yaralayan..
Kuru dalda açan son yaprak
Gibi bekledim…
Geldiğindeyse mevsim kıştı
Kuru bir soğuktu bahar..
Papatyaları soldurdun sen…
Gittikçe uzaklaşıyor gözlerin gözlerimden
Ya bu gözler senin değil ya bu sevda yalan
Kimin gözleri bu gök ırmaklardan boşalan
Beni ağlattın sen…
…
Hangi denizlerdeysen söyle
Kalbim oraya liman
Bir ırmağı kuruttun sen…
Sevgili değil sevgiyi aradığına inanmıştım ben senin!..
Papatya Suyu İle Doğal Sarışınlık

Değişen kadınlar yaz aylarında papatya suyu sürerek saçlarının rengini güneşle birlikte sarartabilirler. Papatya suyuyla elde edilen görüntü hem son derece doğal oluyor hem de çok ekonomik. Eczane ya da kozmetik ürünleri satılan yerlerden alabileceğiniz papatyayı aktarlarda da bulmanız mümkün. Paket halinde kurutulmuş olarak satılan papatya suyunu hazırlamak son derece basit.
Paketin üstünde papatyaları kaç litrelik suyla karıştırmanız gerektiği yazıyor. Genelde paketler, 1 litreye uygun olarak hazırlanıyor. Papatyaları ve suyu bir tencereye koyup iyice kaynatın. Soğuduktan sonra süzgeçten geçirip papatya suyunu bir şişeye doldurun. Güneşe çıkmadan önce her gün hatta dilerseniz günde 2-3 defa saçlarınıza papatya suyu uygulayarak tarayın. Saçınıza papatya sürdükten sonra bir süre güneşte durup güneşin saçınıza mümkün olduğunca çok nüfuz etmesini sağlayın. Bir kaç sefer sonra saçınızın rengindeki açılmayı farkedeceksiniz.
Papatya suyu bir saç açıcı kadar etkili olmadığı için koyu renk saçların sapsarı olması gibi sonuç vermesi imkansızdır. Fakat saçınızın kendi tonundan en az 2-3 ton açılmasını sağlayarak saçınıza bir ışıltı katabilirsiniz
Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların
gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin,
çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı
ormanlardan birinde güzel bir göl vardı.
Suyu berrak mı berrak, serin mi serin… Gölün kıyısında
hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında
o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi
kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı.
Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum,
asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.
Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili
papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,
şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını
unutuyorlardı şu koskoca orman içinde…
Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez.
Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
O suyun içinde yaşar bense toprakta…
Elimi uzatsam tutamam bile onu… Oysa
öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı…
- Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim
seviyorum seni… Lâkin öylesine çaresizim ki…
Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum…
Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak,
güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama
istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım.
Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer…
Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek…
Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
- Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı
ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın,
ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme.
Gönül sesine kulak ver yalnız… Bir şeyi istiyorsan
yürekten iste….Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti,
ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler…
Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.
Her şey çaresiz kalır… Sevgi söz konusu olduğunda
kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.
Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir.
Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye
başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren…
Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta,
yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin
varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.
Şimdi kapat gözlerini sımsıkı…
Sıyrıl tüm düşüncelerinden…
Yalnızca ama yalnızca beni düşle…
Yanımda olduğunu, gölün sularında
elimi tuttuğunu hayal et… İste beni…
Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!
Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama
yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.
Kendini güzeller güzeli çiçeğinin
yanında farzetti. İstedi… İstedi…
- Aç gözlerini!, dedi nilüfer.
Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
Sevgili çiçeğinin yanında,
gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da…
Sevmek…
İstemek…
Hayal etmek…
İnanmak…
Olmayacak şey yoktur!
Eğer ki; bu duygulara sahipseniz…
| Papatya Çiçeği
papatya dalındadır hayatın ümitleri… |
|
Aysun Argun |
| Papatya çiçeği
Sen dağ yamaçlarının, Çok da inatçısın Yapraklarındaki beyaz, sadeliği Sen dağ yamaçlarının, 03 / 07 / 2006 – 14.30 |
|
Hüzün Yücel |
(Chamomilla recutita (L.) Rauschert
İngilizce : German Chamomilla
Almanca : Feldkamilla
Fransızca : Matricaire
Tanımı
Kökeni ve Yayılışı : Papatyanın anavatanı doğu Avrupa ve küçük Asya’dır. Mayıs Papatyası bugün dünyanın bir çok yöresine yayılmış bulunmakta ve pek çok ülkede kültürü yapılmaktadır. En fazla üretimi yapan ülkeler; Almanya, Macaristan, Rusya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Belçika, Fransa, İsoanya ve Yunanistan’dır.
Botanik Özellikleri : Adi papatya tek yıllık, 60 cm kadar yükseklikte bir bitkidir. Toprağın üst sahasında yayılan ince bir saçak köke sahiptir. Genellikle dik olarak gelişen çok fazla dallanmış dalları vardır ve sapların içleri doludur. Yapraklar almaşıklı durumda olup 2-3 parçalıdır. Sap uçlarında tek tek bulunan çiçek düğmeleri çiçekleri oluşturmaktadır. Kapitulm’un çapı ortalama 18-28 mm arasında değişir. Kalınlığı ise 5-10 mm dir. Çiçek düğmesinin tabanı konimsi olup içi boştur. Çanak yapraklar 20-30 kadar tek sıra halinde dizilmiş, uzunumsu, derimsi küt uçludur. Papatyada bir çiçek düğmesinin kenarlarında 12-18 adet beyaz, tamamen dişi dil çiçekleri ile çok sayıda 5 köşeli sarı hermafrodit boru çiçekleri ve çiçek tabanı bulunur. Beyaz dil çiçeklerinin sonları 3-4 dişli olup, herbiri 4 esas damarlıdır. Bunlar genellikle 6-3 mm uzunlukta 3 mm kadar genişliktedir. Çiçek tabanı genç devrede hafif, daha sonra kuvvetli kubbemsi olup iç kısmı boştur. Dil çiçekleri önce dik olarak açarlar, gelişme ile çiçek tablosunun ortasındaki çiçeklerin gelişimi ile burası yükselir. Drüze tüyleri gelişmenin çok erken devrelerinde oluşur ve zamanla gelişmelerini tamamlarlar. Bunlar şizogen tipi uçucu yağ hücrelerine sahiptirler. Papatya’da meyve çok küçüktür. 0.7-1.2 mm uzunlukta 0.3 mm genişliktedir. Rengi sarımsı-gri’dir.
Kültürü :
İklim ve Toprak İstekleri : Ovalardan yüksek yerlere kadar hemen her yerde bulunur. Bu müşkülpesent bir bitki olmayıp ağır ve hafif topraklarda yetişebilir. Özellikle kireçli toprakları tercih eder.
Ancak Papatya değişik toprak reaksiyonu, yani asitli topraklardan alkali topraklara kadar hemen her yerde yetişir. Ancak en uygunu pH 7.3-8.1 olan yerlerdir.
İyi bir büyüme için sıcak yerler gereklidir. Hafif nemli yerlerde özellikle çok iyi gelişir. Yetiştiği toprak tipi ve iklim koşullarına göre büyümesi ve içerdiği uçucu yağ oranı değişmektedir.
Papatyanın gün uzunluğuna göre ve toplam güneşlenme süresine karşı da reaksiyonları çeşitlere göre değişiktir.
Tohumluk : Papatya tohumları çok küçük meyvelerde bulunur. 1000 dane ağırlığı çok değişkendir. 0.026-0.60 gr arasında bulunmuştur. Tohumlar genel olarak çiçek parçaları ile birlikte bulunurlar.
Meyve tipik ışıkta çimlenmeye dönüktür. Çimlenme hızı 5, çimlenme gücü 16 günde saptanır.
Yetiştirme Tekniği : H.Papatyanın kültürü yönünden araştırması çok az olup, bugün münavebede nasıl olduğu tam saptanmış değildir. Bu çapa ve baklagil bitkilerinden sonra iyi yetiştiği gibi, tahıllardan sonra da gelişmesi iyidir.
Sonbahar ekimi ilkbahar ekiminden daha avantajlıdır. Ancak ön bitkinin tarlayı erken bırakması gerekir.
Drog elde etmek için ekim Sonbahar veya ilkbaharda yapılabilir. Papatya ekilecek tarla derin sürülmemeli ve ekimden önce iyi oturmuş olmalıdır. Sonbahar ekimi özellikle düzgün bir çıkış için daha uygundur. Ancak kötü tarafı da İlkbaharda yabani otların temizlenmesinin güçlüğüdür. Bu nedenle Sonbahar ekiminde tarla daha çok bakım ister. İlkbahar ekiminde ne kadar erken ekim yapılırsa o kadar iyidir. Genel olarak sonbahar ekiminde verim daha yüksektir.
Çiçek hasadı için ekimin bir defada değil de değişik zamanlarda yapılması önerilmektedir. Ekimin, tarla yetiştirmesi ve özellikle toprak hazırlığı yönünden ekim aralıklarının 8-14 gün olması önerilir.
Ekim mibzerle sıraya yapılmaktadır, sıra arası literatürde 20-50 cm olarak belirtilmektedir. Ancak drog elde etmek için 30-40 cm tohumluk için 40-50 cm olması daha uygundur. Tohumluk miktarı tohumun kalitesine göre değişmektedir. Safiyetin % 90, çimlenme kabiliyetinin de % 75 olması arzulanır. Tohum için çok küçük olduğundan bunun ince kumla karıştırılarak ekilmesi uygundur. Saf olmayan yani çiçek parçaları ile karışık olan tohumluktan 300 gr/da yeterlidir.
Papatya tohumu ışıkta çimlendiğinden ekimde mibzerin ayaklarını yukarı kaldırarak vals kısmının açtığı çizilere tohumun bırakılması uygundur. Eğer hava çok rüzgarsız ise en iyisi tohumu toprak yüzüne bırakarak karıştırmaktır.
Papatyada ilk gelişme devresi yavaş olduğundan yabancı otlarla mücadele önemli bir yer tutmaktadır.
Gübreleme : Papatyanın gübreleme etkisini araştıran çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Özellikle topaktan kaldırdığı besin maddeleri miktarı yönünden araştırmalar çok sınırlıdır.
Gübre ihtiyacı toprak durumuna göre değişmektedir. H.Papatya özellikle azotlu ve potaslı gübreleri sever. Kireçce zengin topraklarda yetiştirilen papatyalarda uçucu yağ oranı kireçce fakir topraklarda yetiştirilenlerden daha yüksek bulunmuştur. Papatya fazla fosforlu gübreye karşı hassastır. Hakiki papatya soğuklara çok duyarlıdır.
Hasat : H.Papatya çiçekleri uçucu yağ içerir. En fazla uçucu yağ boru çiçeklerinde bulunur. Bunlar kısa, 2 hücreli salgı tüylerindendir. Bitki büyümesi esnasında çiçeklerdeki uçucu yağın 2 defa maksimuma ulaştığı saptanmıştır. Birincisi tomurcuk teşekkül devresi, ikincisi tam çiçeklenme zamanıdır. Uçucu yağca zengin drog elde etmek için hasadın çiçeğin açmasından 3-5 gün sonra yapılması önerilmektedir. Çiçek açma hep birlikte olmadığından hasat birçok defada yapılmaktadır. Henüz açılmamış veya yarım açılmış çiçekler hasat edilemez. Zira bu devrede tam çiçeklenmeye nazaran daha az uçucu yağ bulunmaktadır. Bu durumda uçucu yağ oranı bakımından çok varyasyon olduğu gibi, kurumada muntazam olmayarak ve renkte istenmeyen renge dönmektedir.
Çiçek hasadı çeşitli şekilerde yapılmaktadır.
1. Elle hasat, parmaklar arasında çiçekler alınır ve hafif geri çekmekle çiçek düğmeleri koparılır.
2. Papatya toplama tarakları ile
Kurutma : Drog kalitesi büyük ölçüde kurutmaya bağlıdır. Hasat edilen papatya çiçekleri derhal ince olarak kurutucu yerine serilmelidir. En yaygını tabanı tahta yerde güneşte kurutulmasıdır. Bir çok ülkede bu uygulanmakla beraber, drogun kalitesinin azalmaması için bir örtü altında veya gölgede kurutmak gereklidir. Tabii ki suni olarak kısa zamanda kurutmak ve kaliteli drog elde etmek de mümkündür. Ancak hiç bir zaman droğu yüksek sıcaklıkta ve tam kurutmamak gereklidir. Böyle durumda uçucu yağın azalmasının önüne geçilemeyeceği gibi paketleme anında da çok ufalanma olur. en güzel kurutma, delikli materyal ile yapılmış kasalarda olur. kurutma sıcaklığı mümkün olduğu kadar düşük sıcaklıkta yapılmalı, oda sıcaklığının (20 oC) çok fazla üstüne çıkılmamalı, ancak genellikle kurutma 30-35 oC’de yapılmaktadır.
Verim : Papatya’da verim ve özellikle uçucu yağ bileşimine gübreleme, hasat zamanı ve benzeri gibi değişik fitoteknik önlemler etkili olmakla beraber, ekolojik koşullar ve özellikle, sıcaklık, gün uzunluğu ve toplam güneşlenme etkili olmaktadır.
Tüketimi
Kullanıldığı Bitki Kısmı : Flores chamomillae
Etken Maddesi : Papatyaada esas etken madde uçucu yağdır. Papatya uçucu yağı mavi veya mavi-yeşil renktedir. Bu uçucu yağın büyük kısmı, ortalama % 65′i boru çiçeklerinde, ortalama % 25′i çiçek tabanında ve % 10 kadarı da dil çiçeklerinde bulunur. En az bulunması gereken uçucu yağ oranları kodekslere göre değişmektedir.
Kullanımı : Papatya eskiden beri midevi, karın ağrılarına karşı, tonik, hafif antiseptik ve saç boyayıcı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yara tedavilerinde dışarıdan lapa şeklinde uygulanamsı da vardır.
